Dün akşam; Fizik vizesine çalışırken, Emre bana lise yıllığını gösterdi. Ben ise, onun lise yıllığı ile ilgilenmekten ziyade; kendi dönemimin bir yıllık yapmamasının içimde yarattığı buruklukla bizim yıllığımız olsaydı içinde nelerin yazılacağını düşündüm.
Evet, şu anda bu yazıyı "Elektrik-Elektronik Mühendisi adayı" ünvanı ile fakültemin kantininde yazıyor olabilirim. Şu anda mutlu olduğum da doğru. Cuma akşamı babannemi öperek ona iyi geceler dileyeceğimi de biliyorum; O'nun izniyle. O zamanlar bana çok da güzel şeyleri hatırlatmıyor olabilir. Lise zamanında hata yapmaktan yalama olmuş da olabilirim. Doğruyu bulamadığım bir zamana neden geri dönmek isteyeyim ki? İstiyorum işte. Yıllıkta yazacaklarım şekilleniyor kafamda. Tabi bunları yazacak bir akla sahip miydim o zamanlar, tartışılır. Güvenç'e "Tercihleri beraber yapalım ki aynı şehire denk gelmeyelim, senden kurtulmam gerek" yazardım mesela. 12 yıl beraber okumak yeter yahu, biraz izin versin özleyeyim onu. Yiğit'e "Her ne kadar pek ortalarda olmasa da, en kritik anda, maç boyunca seesiz kalıp da uzatmalarda golü atıp kahraman olan beceriksiz forvet oldun. Teşekkür ederim" derdim. Reha'ya "İngilizce derslerinde sözlüde sıfır almada bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim" derdim. Ender'e "Eğer Huriye Hoca'nın ödevlerini kaale alıp yapan tek erkek olmasaydın sana 'Kız Ender' demezdim, özür dilemiyorum yine de, üzülme, hallederiz :D" derdim. Betül'e "O kavgada ben haklıydım" derdim mesela. Mesut'a "Seninle tekrar beraber eve gidip NBA hakkında konuşabilmeyi, ve okuldan kaçıp 2-2 The Conquerors oynamayı dilerdim" derdim. Zehra'ya hiç birşey yazmazdım, yazamazdım.
Evet evet; Zaman geçiyor, ve ben bundan nefret ediyorum.
Hayatının boş mu yoksa dopdolu mu olduğuna henüz karar veremeyen, sahip olduklarını seven ama bunlarla yetinmeyen, sevdiklerinden bazen büyük beklentileri olan, başı beladan kurtulmayan Babaannesinin "Bugoş"u işte.
Walls of Mist; Göklerin şehri Celeste'de bulunan bir Dungeon'dur. Karanlık, ve kasvete bulanmıştır. Oradan çıkabilmeniz için size sunulan ilk şart, içeride size zarar veren Char'lara asla dokunmamanızdır, karşılığında ölseniz bile. Gerçek hayattaki gibi. Benim hayatımdaki gibi.