22 Eylül 2007 Cumartesi

Tam 3 saat kaldı.

Muhtemelen yarın sabah 9 gibi Kayseri'de olacağım. Muhtemelen şu anda Van'daki bilgisayarımla son etkileşimlerim bunlar, Özlem ve Yiğit'le konuşmamla beraber.
Belki biraz sonra The Mandate of Heaven kasarım, sonra da kapatırım bilgisayarı.
Şimdi tam emin değilim ama, Galiba 8 gündür Van'dayım. Biraz buruk, biraz da boş geçti sanki.
8 gün boyunca The Mandate of Heaven oynadım, paso değil ama. Archer'ımı Battle Mage yaptım, Sorcerer'ımı High Priest yaptım. Castle Darkmoor'a girdim ondan sonra, 2. kata gittim, sonra town portal yapıp kaçtım, feleğim şaştı böyle. O Greater Lich'e ben yapacağımı biliyorum ama, dönüşüm muhteşem olacak.
Şimdilik klan Level 25. Wizard'ım hariç, o level 24. Muhtemelen Learning'i expert olmadığındandır. Ama tabi en çok işe yarayanı da o. Lloyd's Beacon ve Town Portal'a sahip olması babında. Her ne kadar şimdilik kıytırık olsa da High Priest'da da Power Cure var. char başına 62 hp kurtarabiliyor şimdilik. Fena değil aslında.
Betül'le buluştuk iki defa. Özlemiştim.
Sınıfın bir kısmı ile beraber iftara gittik, Ulaş, Ertan, Davut, Erkan, ve Hüseyin'le beraber, Veysi Hoca'yı da yanımıza aldık. Her ne kadar ben belirli sebeplerden dolayı istemesem de, İkizler'e gittik. Güzel bir akşam geçirdik.
Gökhan'la beraberdik bütün akşamlar, 2 sefer hariç hep birlikte teravih namazlarını kıldık. 7 ayrı Camii'de 7 ayrı teravih namazı kılmak güzeldi.
Dersaneye gittim, hocalarımla vedalaşmak adına. Öğrencilerin bir ikisi hariç hiçbirini tanımadım. Oysa geçen sene her tarafa baktığımda ayrı bir selam verirdim. Kendimi ayrı bir yerde yabancıymışım gibi hissettim.
ÖSS'ye girecek arkadaşlarımda bir kasvet gördüm. Baskıdan mı, yoksa sorumluluklarını kaldıramadıklarından mı, bilmiyorum. Umarım yüzlerinin aklarıyla çıkarlar.
Geçen sene kendimi çok rahat hissediyordum, olması gerekmediği gibi. Ailem bu rahat olmam konusunda bana çok destek oldu. Üzüldüklerini biliyordum, fakat bana daime hayatın kendi hayatım olduğunu, kendi hayatımı kendimin yönlendirmesinin çok daha doğru olacağını bana söylediler, ihtiyacım olan buydu. İstediğim yerdeyim. Şu anda onlar da mutlu, ben de. Ama sakın bitti sanmayın herşeyi.
Babannemin burada ismini zikretmek istemediğim bir rahatsızlığı var. Ve bu rahatsızlığı kötüye gidiyor. İlaçlar eskisi gibi fayda vermiyor. İçim sıkılıyor, ben gidiyorum, o kalıyor, ben ölüyorum.
Kayseri'de nerede kalacağımı bilmiyorum. Yurtkur'un Yüksek ücretli yurdunu kazanmıştım, kaydımı da yaptırdım. Fakat Ert 2-3 gün önce telefon açtı, kuzen eve çıkıyoruz dedi. Kaça tutacaksın dedim, tuttum dedi. Evde kalırsam Kayseri'ye beklerim hepinizi, hoş yurtta da kalsam başımın üzerine gelirsiniz ya, neyse. Şu Kuzencancan garip adam.
28 Ekim'de Anathema Konseri var, Ankara'ya gidiyorum. Şimdiden para biriktirmeye başladım. Ert'in ilk maaşı ile beni Ankara'ya götürme sözü vardı 3 yıl önce. Onu Anathema konseri zamanına denk getireceğim işte. İnşallah Angelica ve Regret'i çalarlar, sonra Alternative 4'ten istediğini çalsınlar, şarkı ayırt etmiyorum, Eternity'den de olur.
Şükredilecek birçok şeyim, edilecek bir çok duam var.


Şüphesiz ki sen işiten, ve duaları kabul edensin.

Barış Manço - Gamzedeyim Deva Bulmam

Hiç yorum yok: