2 ay olmuş neredeyse, oha.
Neyse.
Bu sıralar öküz altında fazlasıyla buzağı arar oldum.
Türban'ı tartışmanın samimiyetle söylüyorum ki, boku çıktı. İçimiz dışımız feysbuk oldu ya, artık birbirine hakaret eden edene. Zaten adam akıllı bir yönetim grubuda yok, korkuyorum yakında Rocco Siffredi fan kılab açılacak da aleni olarak videoları yayınlanacak, şimdi baktım da, zaten varmış^^
Türban tartışması dedik ya, işin garibi benimle türbanı tartışan insanların asıl derdinin türban olmaması. Biraz önce bir grup gördüm, "Türk kadını sen kara çarşafa layık değilsin" diye, ya da böyle birşeydi, sanki kara çarşafa zorlayacak anayasa, sanki kıçımızdan uydurduk Başörtüsü'nün varlığını, estağfurullah çekmekten bir hal oldum. Gerizekalı herifler; herşey'e bir cevabınız var da O'nun gönderdiğine karşı bir sefer boynunuzu bükün.
Herşeyi boşverdim, tartışmaya girdiğim grubun birinde haşa ki Resulullah'ı(sav) kötülüyorlar. Yok efendim sizin türbanla falan derdiniz, sizin derdiniz İslam'la. Buradan Damat Ferit embesiline selamlarımı gönderiyorum, o ayrı.
İşin bir diğer garip kısmı, Atatürk'ün başörtüsüyle bir düşmanlığı varmış gibi gözüküyor olması, hayır efendim, yok öyle birşey. Kimisi Atatürk yaşıyor olsaydı kimse başörtüsüyle üniversiteye giremezdi diyor, ahah. Kılık kıyafet devrimi ne demek onu bile bilmiyorsunuz siz.
Açılan gruplara bakıyorum, grupların kurucularının çoğunluğu bacak kadar lise öğrencileri; yalnış anlamayın, öyle yaşla başla falan olmuyor bu işler, onu demek istemiyorum, ama feysbuk'a girebilmek için yaşını büyüten bir kesim bu kadar kesin ve nefret dolu yargılara hangi yaşadıkları olaylar sonucu ulaşıyorlar, onu merak ediyorum. Arkalarında kimler var bunların, hangi partilerden destek görüyorlar, amaçları ne, artık eylemler mi yapılmıyor, acaba Türban "-1 Level, -40 Disarm Trap, Increase effect of all mind spells" sağlayan bi Amulet de çıkartınca hayat daha mı güzel oluyor, daha mı çağdaşlaşıyoruz, yoksa siz Cavalier kasıyorsunuz da ihtiyacınız mı yok, anlamıyorum ki. Emir büyük yerden valla hocam, kusura bakmayın, yapabileceğim birşey yok.
Türban'ı isteyenle istemeyen arasında çok fazla bir fark yok aslında;
Biri Atatürk'e dua ediyor; diğeri Atatürk'ü gönderdiği için onu Yaradan'a dua ediyor, bu kadar.
Bu sıralar hafiften sinirliyim, İzzettin Kadir Taş'ın varlığı bile bu sinirimi gideremiyor xD.
Kusura bakmayın bu seferlik.
Sağlıcakla kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

9 yorum:
Türban tartışması gerçekten can sıkıcı.
Sanki türban yasakken türban takanlar üniversitenin içine girerken türbanlarını çıkartmıyor, sonra eve giderken serviste türbanlarını tekrar takmıyorlardı.
Ve evet, bu yapılan tartışmanın asıl nesnesi türban değil, ideolojiler. Ben kendimi bildim bileli bunlar tartışıyor, ama bir sonuca varıldığını ne zaman görürüm bilmiyorum.
Bir ara bloguma bu konu hakkında birkaç şey karalarım, şu an biraz beynim dönüyor.
Şimdi işin asıl garip tarafı şu ki Ahmet; ne yazık ki Türban'ı takan insanların büyük bir çoğunluğu Türban'ı takarken Allah rızası'nı ikinci plana atıyor, bunun farkındayım. Bu muhabbet mazlum edebiyatı yapmaktan dolayı bu hale geldi.
Ama kafamdaki problem şu;
Farzedelim ki; Türkiye'de türban takan 50bin öğrenci var.
Bu 50bin öğrencinin 30bini Aile baskısından dolayı takıyor diyelim.
10bini çevresinden etkilenerek, özenerek takıyor.
9bin küsürü Cemaat denilen o ne idüğü belirsiz yola saptığından, ya da sapmak zorunda kaldığından -Bu konu biraz karışık, neyse sonra belki bir iki kelam ederim- örütü takıyor.
Bu 50bin kişinin 49bin küsürü "Nüfus cüzdanı müslümanı" olsun, bir tanesinde Takva kaygısı bulunmasın.
Ne olursa olsun, kim ne yaparsa yapsın, ben o geri kalan 100 kişi için, yüz kişi de olmasın, bir kişi olsun isterse, o bir kişi için türbanın serbest bırakılmasını istiyorum.
Kıyamadığımdan, amel işlerken, onun kalbindeki ahirete biraz olsun katkıda bulunurken zarar görmemesinden inan ki, başka birşeyden değil.
7 Şubat 2008
Siyaset Meydanı
Zekeriya Beyaz arkasında oturan üniversiteli kızlara dönerek şöyle diyor:
" 2 yıl içinde aranızda türbanlı olmayan kalmayacak..."
Türban tartışmasının gereğini ya da gereksizliğini tartışmıyorum. Sadece kendimden bildiğim bir şeyi dile getirmek istiyorum. Bırakın üniversiteyi, daha bu yasa tasarısı gündeme gelmediği zamanlarda bile, liselerde hatta ilkokullarda, birilerine kendi inancını empoze etmeyi kendine misyon edinmiş bir takım vatandaşlardan bazıları, değişik zamanlarda yanıma gelerek bir çok kez ben şiddetle reddetsem de benimle din, iman tartışmasına girmiş, hatta ve hatta ileri giderek türbana girmemi tavsiye etmişlerdi. Hatta bu sözü geçen arkadaşlar, kendileri gibi düşünmediğim için kendi çaplarında beni cezalandırmış ve lise hayatım boyunca dışlanmışımdır...
Dinsiz ya da imansız değilim. Ama abartanlardan ve beni buna zorlayanlardan nefret ederim.
( Bu arada sanırım ilk cümlem biraz fazla uzun oldu :D )
Yazkıl;
Şimdi seni az çok tanıyorum sanırım, Kur-an'ı hatmetmişliğini de biliyorum. Arkadaşlarının yaptıkları, tebliğ statüsünde veya değil, dışlamaları da dangalaklık, o ayrı, ama pek de umrumda değil açıkçası.
Aşağıda Bakara Sûresi'nin 13. ayeti yer alıyor;
Onlara,
“İnsanların inandıkları gibi siz de inanın”
denildiğinde ise,
“Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?”
derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
Sen bunu bir düşün, neyse geçiyorum bu kısmı.
Şimdi şöyle söyleyeyim.
Müslümanım; bir mahsuru var mı? Sanmıyorum.
Müslüman'lığı adam akıllı bana gösterebilecek bir yer söyleyeyim, sanki başka bir yer varmış gibi; Diyanet İşleri Bşkanlığı.
Bu Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ilmihalinde bayanlar için giyim kuşamda saç telinin gözükmemesi gerektiği yazıyor mu?
Evet.
Takva olarak ne kadar küçük bir amel olursa olsun, ki ne kadar önemli veya önemsiz olduğunu yalnızca Allah bilir; neticede bu bir emir mi?
Evet.
Başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum.
Türbanın serbest kalmasını istiyorum, bunun nedeni de kendi isteğiyle türbanını takan insanlar. İnsanlara kendilerini ifade etme özgürlüğü verilmesinden yanayım. Ama bunun nedeni de benim türbanı sevmem değil, herhangi bir dindeki/görüşteki insana bakı yapılmasından rahatsız oluşum.
Ben diyanet işleri başkanlığına bakmam Buğra'cığım. Kur'an'a bakarım. Kimseyi küçümsediğim de yok. Gösterdiğin ayetten o anlamı çıkardım. İslamı kendi içimde Kuran'ı kendi yorumlayabildiğim ölçüde yaşamak isterim. Onun bunun emirleriyle değil, Allah'ın emirleriyle...
Ayrıca kıl olduğumu düşünmüyorum :P :D
Yazgı;
Seni kırmaya gayet müsait olan bir diyalog içerisindeyiz, fakat kırmamak için olabildiğince gayret göstereceğim, bundan emin ol.
Kur-an'ı Kerim, bize ne yapılması gerektiğini gösterir, fakat genelde yapmamız gerekenin nasıl yapılacağını tam olarak belirtmez.
Misal olarak Namaz gibi; Namaz kılınması Kur-an'ı Kerim'de emrolunur, fakat hangi namazın kaç rekat olduğu, hangi sûreleri okumamız gerektiği, oturuşlarda ne yapmamız gerektiği ilmihallerde yer alır, ve senin bildiğinin aksine onun bunun emirleri değil, Bizzat Peygamberimiz(s.a.v.)ın kıldığı namazı örnek alarak belirtilir, Hadis'i Şerif'lerle de bu olaylar desteklenir.
"İlmihal" ile "Tefsir"i birbiri ile karıştırma lütfen.
tartışmaya bende birazcık katilim bakalım.başörtüsü islamın emri değil diyenleri zaten konuşmayalım bence..hani bir söz vardır.
"Her lafa verecek bir cevabım var!
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de o lafı söyleyene bakarım adam mı diye !!!"
kimsöylemiş bilmiyorum ama iyi söylemiş adam.ne dicem birileri çıkmış ordan iki gün önce çözeceğiz dediği başörtüsü yasağını kuranın emri değil diyor.kendiside bilmiyor ne dediğini.ben fazla yazmim miti...:)gitgide siniirneniyom...ya sen şu cemaatler hakkında görüşünüde iki kalem yazsana bir...ama hangi cematler onuda belirt..tamam.
Yorum Gönder